“Karlar Ülkesi”, “Uykuda Sevilen Kızlar”, “Kiraz Çiçekleri” gibi romanları dilimize de çevrilen ve 1968 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Japon yazar…

Yasunari Kavabata, (1899-1972),
1899’da Osaka’da doğdu. 1924’te Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’ni bitirdikten sonra 1925’te İzu’lu Dansöz’ü, 1948’de de en ünlü romanı “Karlar Ülkesi”ni yayımladı. 1968 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Japon oldu. “Bin Beyaz Turna”nın dışında, “Kiraz Çiçekleri / Kyoto”, “Dağın Sesi”, “Göl ve Uykuda Sevilen Kızlar” yazarın diğer önemli eserleridir.
1915’te kendi güncesi niteliğini taşıyan 16 Yaşındaki Delikanlının Güncesi’ni yazdı. 1925’te yayınlanan bu yapıtında yazar, büyükbabasının ölümünü anlatır. 1920’de Tokyo’da okumaya başladığı İngiliz Edebiyatı bölümünden ayrılarak Japon Edebiyatı bölümüne kaydını yaptırdı. Okula devam ettiği yıllarda bir öğrenci gazetesi çıkardı ve günlük gazetelerde yayınlanmak üzere eleştiriler yazdı.

Kavabata, üniversiteden mezun olduğu 1924 yılından sonra yeni Duyumculuk akımına bağlı olan Bungei Jidai adlı derginin kuruluş aşamasına katıldı. Bu dergi etrafında toplanan genç yazarlar topluluğu, Avrupa’nın avangart sanat ve edebiyatına yakınlık duyarak naturalizmi reddediyorlardı. Buna karşılık duygu ve sezgileri konuların odak noktasına yerleştiren stili benimsemekten de geri durmuyorlardı. Kavabata ilk öykü kitabı olan Izu’nun Küçük Dansözü’nü güncesinden bir yıl sonra yayınladı. Öyküsünde üniversite öğrencisi bir gencin çıktığı yolculuk sırasında tanıdığı dansöz kızla olan ilişkisini ve ona karşı duyduğu aşkı anlattır. Ancak Kavabata kahramanlarını mutlu sona layık bulmayarak melankolik unsurların da etkisiyle gençleri birbirinden ayırır.

Yazar 1930’lu yılların başlarında A.’dan Gelen Kurenai Topluluğu adlı epizotlu romanında Tokyo’nun eğlence merkezlerini fon olarak seçer. Kahramanının insanlarla olan ilişkisine son verip, bundan böyle hayvan yetiştirmeyi tercih eden bir karakteri anlattığı Kuşlardan ve Hayvanlardan adlı öyküyü yayınlayan Kavabata, 1935’ten başlayarak 12 yıl boyunca tefrika halinde basılan Karlar Ülkesi adlı epizotlu romanını yayınladı. Kırsal kesimden gelen bir geyşa’nın kentte yaşayan ve çok yüksek manevi değerlere sahip olan bir burjuvaya duyduğu umutsuz aşkı anlatan bu yapıtta konu yüzeysel bir önem taşımaktadır ve Kavabata hayatın düş kadar uçucu olduğunu gözler önüne sererek kendi edebi stilini oluşturmuştur. Duygulara çok yüksek bir duyarlılık katarak herşeye hakim olan melankoliyi çok ince biçimde yansıtırken, Karlar Ülkesi’nde lirik doğa tasvirlerine de yer vermiştir. Yas ile ölümün her zaman kendini hissettirdiği güzelliğin geleneksel biçimde resim gibi anlatıldığı yapıtlarında estetik her zaman merkezi konumdadır.

Japon PEN Kulübü Başkanlığı’nı üstlenen ve bu görevi 17 yıl gibi uzun bir dönem sürdüren Yasunari Kavabata, Karlar Ülkesi’ni tamamladıktan dört yıl sonra insanların güzelliğin çekiciliğine aşırı biçimde kapıldıkları zaman başlarına gelebilecek alçalmayı ve suçu anlattığı Bir Beyaz Turna’yla bir kez daha okurlarıyla buluştu. Aynı temadan hareketle kadınların güzelliğine esir olan bir öğretmenin portresini çizdiği hikayesi Göl’ü kaleme alan yazar, bilinçakımı tekniğiyle ve sanrıların anlatılmasıyla kahramanlarının bilinçaltını gözler önüne seriyordu. Kavabata’nın başyapıtı olarak değerlendirilen ve yaşlı Shingo’nun iki çocuğunun evliliğinin kötü gitmesinden endişe ederek onlara yardım etmeye çalışmasını anlatan Yama no oto ise doğaya duyulan köklü duygularla yardımseverlik gibi eski Japon geleneklerinin önplana çıkarıldığı bir özellikler taşımaktadır.

Basit olduğu kadar geçekçi nitelikler taşıyan konularını düşler ve geriye bakışlarla birleştiren yazar, yapıtlarındaki tiplemelerin duygusal iç dünyalarını lirik doğa tasvirleriyle vurgulamaya çalıştı. Yaşı geçkin bir adamın geceyi güzel bir kadınla geçirmek amacıyla geneleve gitmesini konu ettiği Uyuyan Güzel adlı öyküsüyle yalnızlığı ve izolasyonu dile getirmeye çalıştı. Son öyküsü Tek kolda insanlararası ilişkilerin askari düzeye indirildiği bir dünya portresi çizen yazar 1968’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne sahip oldu. Yasunari Kavabata Nobel Ödülü’nden dört yıl sonra 16 Nisan 1972’de Zushi’de intihar ederek hayatına son verdi.

Eserleri
Roman: A.’dan Gelen Kurenai Topluluğu (Asakusa Kurenaidan, 1930), Karlar Ülkesi (1935-1947), Bir Beyaz Turna (Sembazuru, 1951), Yama no oto,
 

Öykü: Izu’nun Küçük Dansözü (Izo no odoriko, 1926), Kuşlardan ve Hayvanlardan (Kin ju, 1933), Göl (Mizuumi, 1954), Uyuyan Güzel (Nemureru bijo, 1961 ), Tek Kol (Kataude, 1964), 16 Yaşındaki Delikanlının Güncesi (Jurokusai no nikki, 1925)  

Kaynakça; http://www.google.com.tr

Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın