Derneğin adı farklı kaynaklarda değişik biçimlerde yazılmıştır.
On birinci yüz yılın ortalarına doğru (kesin olmamakla birlikte 1047-1048 yıllarında), önceleri Basra’da, daha sonra Bağdat’ta “İhvan-üs-Safâ” adlı uzlaşmacı (eklektik) bir düşünce akımı ortaya çıktı. İhvan-üs-Safâ’ya mensup bulunanların gerçek kimlikleri, nerede ve ne zaman yaşadıkları hakkında kesin ve ayrıntılı bilgiye sahip olunamadığı için, bu gizli topluluk günümüzde de çok tartışmalı bir konumda bulunmaktadır.
Akımın amacı, Müslümanları bağnazlıktan kurtarmak, bilim anlayışını ve doğa bilimlerine dayanan felsefeyi egemen yapmak, toplumu düzeltecek bir aydınlar ahlâkı yaratmaktı. Ortaya çıkardıkları kolektif bir eser olan, bir tür ansiklopedi ile amaçlarına bir dereceye kadar ulaşmışlardı. İhvan-üs-Safâ’ya İslâm ansiklopedistleri demek yanlış olmaz.
İslâm târihinde ilk ansiklopedistler olarak vasıflandırılabilecek olan İhvânü’s-Safâ mensuplarının, elli iki risâleden ibâret olan ansiklopedisi dört büyük kısma ayrılmıştır:
1. Matematik ve felsefî bilimler. Bu kısımda on dört risâle vardır.
2. Tabiî ve cismânî bilimler. Bu kısımda da on yedi risâle vardır.
3. Psikolojik ve metafizik bilimler. On risâledir.
4. Tasavvuftan, ilm-i nücûmdan ve sihirden bahseden bu bölüm ise on bir risâledir.

