“Bajazet”, “Berenice” gibi yapıtlarıyla Fransız klasik trajedisinin ustası kabul edilen yazar….

 Jean Racine, Fransız trajedi yazarı (La Ferte-Milon 1639 – Paris 1699). 
Anne ve babasını çok küçük yaşta kaybeden Racine Port-Royal rahibeleri tarafından yetiştiril­di.
1658′de Harcourt kolejinde felsefe öğ­renimine başladı. Bu arada şiirler de ya­zıyordu; 1660ta yayımlanan La Nymphe de la Seine (Sen Nehrinin Perisi) çok beğe­nildi. 1660 ve 1661′de Amasie ve Les Amours d’Ovide (Ovidius’un Aşkları) adlı iki trajedi yazdı (oynanmayan bu eserler kaybolmuştur). Rahip olmayı tasarlıyordu. Bir ruhani ödenek ve mevki elde edebilmek için Uzes’e gitti fakat hayal kı­rıklığına uğrayarak 1662 sonlarında veya 1663′ün başında Paris’e döndü. Yeniden tiyatroya yöneldi, fakat ilk piyesi Thebaide (haziran 1664) pek tutulmadı. Ama Alexandre (İskender) oyunuyle za­manının başta gelen yazarları arasında yer aldı, 1667′den itibaren de büyük eserlerini vermeğe başladı.
Andromaque (1667), Les Plaideurs (Davacılar) [1668]; Britannicus (1669); Berenice (1670), Bajazet (Bayezid) [1672]; Mithridate (1673); tphigenie (1674); Phedre (1677). Bunların hepsi aynı başarıya ulaşamadı, özellikle Britannicus üstüne çe­şitli yorumlar yapıldı. Ama gene de Racine, kamuoyunca zamanının en büyük tra­jedi yazarı olarak kabul edildi. Onun de­hasını kabul etmek istemeyenler yalnız Corneille taraftarlarıydı. Saray ise Racine’i tu­tuyordu. 1677′de, Racine’in artık trajedi yazmayacağını duyan halk çok şaşırdı. Bu kararın birçok sebebi vardı. 
Louis XIV, Racine’i Saray’ın resmî tarihçiliğine tayin etmişti; bu resmî görev, şairlikle bağdaşamazdı, öte yandan, 1665′ten beri Port-Royal ile arası bozuk olan Racine, ken­disini yetiştirenlerin sert ilkelerine dönmüş­tü. Bir de Phedre’e karşı yöneltilmiş saldı­rılar Racine’i hayli üzmüştü. Hoş karşı­lanmamış olmasına rağmen Phedre, kısa zamanda başarıya ulaştı. Mayıs 1677′de Ra­cine evlendi ve böylece hayatında yeni bir dönem başladı.
On iki yıl sonra tekrar tiyatroya döndü. Mme de Maintenon’un isteği üzerine, Saint-Cyr okulu yatılı kız öğrencileri için Esther’i (1689) ve Athalie’yi (1691) yazdı. Tiyatro­ya düşman olan sofular Mme de Maintenon’a baskı yaparak bu oyunu oynattırma­dılar. Provalar durduruldu, Racine de bun­dan böyle dinî trajediler yazmaktan vaz geçti. Artık koyu bir hıristiyan gibi yaşamağa başlayan yazar yalnız çocuklarının eğitimiyle ilgilendi. Louis XIV ona yakın­lık gösteriyordu. Ama şair, Port-Royal’e bağlılığını saklamıyordu. Büsbütün gözden düşmemişti ama itibarı azalmıştı. 1698′de hastalandı ve 21 nisan 1699′da öldü. Tiyatro eserleri, bütünüyle ele alındığında Racine’in, Corneille ile Quinault arasında kendine özel bir yol bulmak çabasında olduğu görülür. Corneille 1660′tan sonra, aş­kın hür ve kahramanca bir duygu olarak ikinci plana atıldığı, buna karşılık ahlâkî ve siyasî düşüncenin ağır bastığı bir tra­jedi anlayışını benimsemişti. 
Buna karşılık Quinault, duygusal olmayan her çabayı kü­çümsüyor, aşkı karşı konulmaz, akıl dışı, coşkun ama kısır bir tutku sayıyordu. Ra­cine ise tutkuyu, insanları cinayete ve ölüme kadar sürükleyen bir şer kuvveti ola­rak görür, öte yandan, trajedilerinde diya­logu Corneille veya Quinault gibi ele al­maz. Corneille diyaloguna ahlâkî özdeyiş­ler, manevî hayatla ilgili genel gerçekler, serpiştirmeğe meraklıdır. Quinault’nun traje­dileri aşk üstüne söylenmiş vecizelerle süslüdür. Racine’in diyalogu ise, kişilerin bir­birlerini yumuşatmağa veya yararlanmağa çalıştıkları bir çeşit karşılıklı çalışmadır.
Racine trajedisinin bu genel niteliklerine, Andromaque’tan Phedre’e kadarki eserle­rinde belirli bir şekilde gelişen özellikleri de eklemek gerekir. Başlangıçta, yunan et­kisinden çok latin etkisi altındadır. Andromague’ının konusunu Euripides’den değil Vergiliuş’tan almıştır. Britannicus ile Berenice’î yazdığında trajedi anlayışı Corneille’inkinden pek farklı değildi. Fakat Mith­ridate ile başlayan bir gelişme, İphigenie’de daha da belirgin bir hale geldi ve Phedre’de tam bir olgunluğa ulaştı. Ra­cine yunan trajedisine döndü ve tanrıların hükmettiği kutsal dram havasını buldu. Tenkitçiler her zaman Racine’in sanatın­daki olgunluğa, klasik trajedi kurallarına uymaktaki rahatlığına ve en ufak bir yan­lışa bile düşmeyişindeki ustalığına hayran olmuşlardır.
Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın