1914-1991 yılları arasında yaşamış, "Hançerli hanım", "Deli dumrul", "Ölümsüz Mimar" gibi yapıtlarıyla tanınmış bestecimiz…

Prof. Dr. Bülent Tarcan (d.1914-ö.1991) 
“Türk Beşleri”nden sonra, bestecilik alanında dalgalar halinde gelen yeni kuşakların sürdürdüğü gelişimde Bülent Tarcan’ın önemli bir rolü vardır. O, “Beşler” ile sonraki kuşaklara uzanan bir köprü işlevini bilinçle yerine getiren gerçek bir Türk aydınıdır. Verimini bir “beyin cerrahı” olarak hem tıp alanında, hem bestecilikte gerçekleştirmiştir. Askeri hekim olan babasının görevle­ri nedeniyle, çocukluğu Türkiye’nin değişik kentlerinde geçen Bülent Tarcan dokuz yaşında müziğe ilgi duya­rak, Urfa’da amatör bir öğretmenle keman çalışmaya başladı. 1931’de İs­tanbul Tıp Fakültesi’ne girdi. Bu arada Kari Berger’in keman öğrencisi ol­du. 1932’de İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girerek, Cemal Reşid Rey ve Seyfeddin Asal ile çalışmalara baş­ladı.

  

Bülent Tarcan ilk beste denemelerine henüz ortaokul yıllarında başladı. Konservatuvardaki öğrencilik yılarında yaptığı ilk çalışmaları, sonradan başka yapıtlarına temel oluşturduğun­dan, yapıt listesine katmadı. Sözgeli­mi, ilk yazdığı piyano konçertosu ya da keman sonatı o günlerde seslendirildiği halde, sonradan Bülent Tarcan tarafından yapıt listesinin dışında bı­rakıldı.1934’te Ahmet Adnan Saygun ile ta­nışan besteci onun görüşlerinden ve sanat anlayışından geniş ölçüde ya­rarlandı. 1939’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fa­kültesi Anatomi Enstitüsü’ne asistan, 1944’te başasistan oldu. 1948’de ay­nı dalda doçent olan Bülent Tarcan, 1950-1951 yıllarında London Hospital’a giderek cerrahi konusunda uzmanlaştı. 1960 yılında profesör olmuştur. Ancak tıp bilimindeki kariyerini, müzik çalışmalarıyla birlikte sürdürmüştür. Bu dönemde besteciliğin yanı sıra, 1939’dan 1953 yılına dek Kadıköy Halkevi’nde orkestra şefliği yapmış, kemancı ve viyolacı olarak İstanbul’da Konservatuar Orkestrası ile, Radyo Senfoni Orkestrası’nda görev almıştır.Ancak piyano süiti ile girdiği bir banka yarışmasında birincilik ka­zanması, ona her iki dalı da birlikte yürütme yolunu açtı. Kadıköy Halkevi’nde 1943-1945 yıl­ları arasında orkestra yöneten Bülent Tarcan, 1960’ta tıp dalında profesör oldu, 1984’te de emekliye ayrıldı. 
Bülent Tarcan’ın başlıca eserleri şunlardır;
“Sakarya”, soprano, koro ve orkestra için kantat, 1983.  
“Ölümsüz Mimar Sinan”, bariton solo, anlatıcı ve orkestra, 1986  , 
“Hançerli Hanım”, bale için, 1965.   
“Deli Dumrul”, bale için, 1977.  
“Sirto”, keman ve piyano için, 1980.  
“Parafraz”, piyano için, 1986.  
“Demirkapı Marşı”, koro için, 1941.  
“On Türk Parçası”, piyano için, 1966. 
“Bale Suiti”, (1. suit), 1954. 
Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın