"Bir Cinayetin Anatomisi", "Madam Samatya", Bıçkın ve Orta Halli", eserleriyle tanınan yazar öykü, deneme, ve şiirleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlanmaktadır…

1950 yılında İstanbul’da doğan İbrahim Yıldırım, edebiyat çalışmalarına öykü ve şiirle başladı. İlk öykü kitabı olan Bir Cinayetin Anatomisi, 1987 yılında yayınlandı. Deneme yazıları da yazan Yıldırım, yine 1987’de Yaşasın Edebiyat adlı bir dergi çıkardı. Halen çeşitli edebiyat dergilerinde deneme ve öyküleri yayınlanıyor. İbrahim Yıldırım’ın, yeni bir anlatım ve biçemle kurduğu romanları yayınlandığında büyük ses getirmişti.


Romanlarına genellikle çift isim veren İbrahim Yıldırım bu durumu “Ben iki elle yazan bir yazarım.” sözleriyle açıklıyor ve ekliyor: Ülkemde yapılan her yorum, her tabir sanki iki elle yapılmış gibi. Sağ ve sol ellerini, sağ ve sol duygularını bir arada kullanan bir toplumuz biz

İbrahim Yıldırım 1950’de İstanbul’da dünyaya geldi. İlk öyküsü Oluşum’da, ilk şiiri Varlık’ta yayımlandı. 1980 yılında Abdi İpekçi Roman Yarışması’na katıldı, yapıtı övgüye değer bulundu. Uzun bir süre (1984-1988) Günümüzde Kitaplar dergisinde “Bir Zamanlar Bir Kitap”; Cumhuriyet Kitap ve Çerçeve’de “Sarı Yapraklı Kitaplar” başlıkları altında denemeler yazdı. 1987 yılında Bir Cinayetin Ekonomisi adlı öykü kitabı yayımlandı. Aynı yıl Yaşasın Edebiyat adlı bir öykü dergisi çıkarttı. 1997’de Eylül’den Sonra adını verdiği roman üçlemesini yazmaya başlayan Yıldırım, bu dönemin ilk ürününü 2000 yılında yayımladı: Kuşevi’nin Efendisi. Bir yıl sonra ikinci roman okura ulaştı: Yaralı Kalmak. Üçlemenin üçüncü kitabı Bıçkın ve Orta Halli 2003’te yayımlandı. 2002 yılında, Kaptan Gemide Kaçak Yolcu Var adlı kitaba “Baudelaire Paradoksu” adlı öyküsüyle katılan İbrahim Yıldırım, çeşitli edebiyat dergilerinde deneme ve öyküler yayınlıyor. 2004 yılında Hassas Ruhlar, Şikayetçi Aşklar adlı öykü kitabı yayımlanan yazarın bir de e-kitabı var: Kumcul. Yapıtları: Bir Cinayetin Ekonomisi (öykü, Çizgi Yayınları, 1987); Kuşevi’nin Efendisi (roman, YKY, 2004); Yaralı Kalmak (roman, Sel Yayınları 2001; YKY, 2005); Bıçkın ve Orta Halli (roman, YKY, 2003); Hassas Ruhlar, Şikayetçi Aşklar (öykü, Can Yayınları, 2004); Kumcul (uzun öykü, Alt Kitaplar, 2000); Vatan Dersleri: Hal ve Zaman Mektupları (roman,Turkuvaz Kitap,2006); Vatan Dersleri: Ölü Bir Zamana Ağıt (roman,Turkuvaz Kitap,2008).

İbrahim Yıldırım, 1950’de İstanbul’da doğdu. İlk öyküsü Oluşum’da, ilk şiiri Varlık’ta yayımlandı. 1984-1988 arası Günümüzde Kitaplar dergisinde “Bir Zamanlar Bir Kitap”, Cumhuriyet Kitap ve Çerçeve’de “Sarı Yapraklı Kitaplar” başlıkları altında kitap konulu denemeler yazdı.Yıldırım’ın ilk öykü kitabı 1987’de yayımlandı: Bir Cinayetin Ekonomisi. Aynı yıl Yaşasın Edebiyat adlı bir öykü dergisi çıkaran, 2004 yılında ise Hassas Ruhlar, Şikâyetçi Aşklar adlı öykü kitabı okura ulaşan yazar, öyküleriyle ayrıca Kaptan, Gemide Kaçak Yolcu Var (2002), Gergin Ruhlar Antolojisi (2002) ve Türk Edebiyatından Öyküler – 2 (2003) başlıklı derlemelerde yer aldı.İbrahim Yıldırım’ın roman alanındaki ilk verimi 1997’de yazmaya başladığı “Eylül’den Sonra” üçlemesi oldu: Kuşevi’nin Efendisi (2000), Yaralı Kalmak (2001) ve Bıçkın ve Orta Halli (2003; Doğan Kitap, 2012). 2006’da Hal ve Zaman Mektupları, 2008 yılında Ölü Bir Zamana Ağıt adlı romanları yayımlandı. Son romanları Her Cumartesi Rüya (2011) ve Nişantaşı Suare (2012) Doğan Kitap’tan çıktı.
  
Eserleri;
Madam Samatya,Nişantaşı Suare Her Cumartesi Rüya Aşk ve Mevt Tabirleri

Bıçkın ve Orta Halli,Vatan Dersleri: Ölü Bir Zamana Ağıt, Hal ve Zaman Mektupları Vatan Dersleri, Hassas Ruhlar Şikayetçi Aşklar,
Kuşevi’nin Efendisi,
Anne Baba Desteği ve Başarı,
Eğitim Psikolojisi,
 

İki Toplu Öyküler Kitabı

Özgür Edebiyat Dergisi,

Üç Kişilik Ölüm Kararı, Ölü Bir Zamana Ağıt, Hal Ve Zaman Mektupları, Bıçkın ve Orta Halli, Kuşevi’nin Efendisi isimli kitapların yazarı İbrahim Yıldırım’ın yeni bir kitabı yayınlandı: Her Cumartesi Rüya/ Aşk ve Mevt Tabirleri. Romanlarına genellikle çift isim veren yazar, bu romanında da geleneği bozmuyor. “Ben iki elle yazan bir yazarım.” diyen yazar, sağ ve sol ellerini, sağ ve sol duygularını bir arada kullanan bir toplum olduğumuz itirafını yapıyor. Her Cumartesi Rüya, Yıldırım’a göre bir nevi ilk roman. Ayrıca bu romanın bazı izleklerine diğer romanlarda rastlamak da mümkün.

Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın