Edebiyatımızda köyü konu alan ilk yapıtlardan biri olan "Karabibik" adlı uzun öyküsüyle ve "Zehra" adlı romanıyla tanınmış yazarımız …

Nâbizâde Nâzım (1862 – 1893)
Babasının genç yaşta ölümünden sonra ninesinin yanında kalmıştır. Asıl adı
Ahmed Nazımdır.  “Yadigarlarım” adlı anı eserinde, babasının içkici ve ruh hastası bir adam olduğu, annesini de küçük yaşta kaybettiği anlaşılmaktadır. Tophane Mahalle Mektebi’ni bitirerek Salıpazarı’ndaki Fevziye Rüştiyesi’ne başlamıştır. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ve idadi (lise) öğrenimini bu okulda tamamlamıştır. Yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da (kara askeri mühendis okulu) okuyarak,  1884 yılında topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun olmuştur.

Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ye (genel kurmay okulu) girmiş ve 1886 da Erkan-ı Harbiye yüzbaşısı olarak bitirmiştir.  Bitirdiği bu okulda öğretim üyesi olarak çalışmıştır. 

Eserlerini realizm ve naturalizmin etkisiyle kaleme almış Tanzimat dönemi hikâye ve roman yazarımızdır.  Şiir, roman ve hikâyeleriyle tanınmıştır. Eserlerinde gerçek yaşamı konu alır. Edebiyatımızda köy yaşamını işleyen ilk romancı olup eserlerinde yalın ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

Yüksek cebir, İstihkam, Topoğrafya dersleri vermiştir. Keşif ve araştırma yapmak üzere Suriye’ye gönderilmiştir. 1890 yılında İstanbul’a dönmüştür. Bir arkadaşının vasıtasıyla beğendiği kızla evlenmiştir. Evlilik hayatında mutlu olamamış ve evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalanmıştır. Haydarpaşa Hastenesi’nde tedavi görmüş ama 6 Ağustos 1893 yılında ölmüştür. Üsküdar ‘da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. hikaye, yazar,

Eserleri:
Şiir;
Heves Ettim(1885);
Minimini-yahut-Yine Heves(1886);
Öykü;
Yadigarlarım(1886)
Zavallı Kız(1890)
Bir Hatıra(1890)
Sevda(1891)
Hala Güzel(1891)
Haspa (1891)
Uzun öykü;
Karabibik(1890) 
Seyyie-i Tesamüh-Hoşgörünün kötülüğü (1892)
Roman;
Zehra(roman,1896)  
Diğerleri;
Esatir(mitoloji,1892)
Aynalar(fizik kitabı,1892)
Mini Mini Mektepli(okuma ve yazma parçaları,1891)

Karabibik (1890), 
Konusunu Anadolu’dan, İstanbul dışından alan ilk eser olarak dikkati çeker. Önsözünde gerçekçi hikâyenin ana koşullarını açıklayan yazar, Antalya dolaylarındaki bir köy yaşantısından aldığı konuyu bilerek seçtiğini, bu yolla yurt hayatıyla köy dilini tanıtmak istediğini belirtir. Hikâye bir sorunu ya da düğümü çözmez; parça parça görüntülerle köylünün yaşayışından örnek manzaralar sergiler, ağız taklitleriyle köy konuşmasının özelliğini göstermeye çalışır.

Zehra(1896),

1894’te yazarın ölümünden sonra Servet-i Fünûn’da tefrika edilen, 1896’da basılan Zehra ise, roman geleneğimizin ilk gerçekçi örneğidir. Yazarının natüralist akıma özenişinin bir ürünüdür. Nâbizâde, aynı kişinin değişen hayat koşulları içindeki ruhsal gelişimini izlemek ister.

Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın