1899-1968 yılları arasında yaşayan ve yerel konuları kübist bir yaklaşımla işleyen ünlü Türk ressamı …

Cemal Sait Tollu (d. 19 Nisan 1899, İstanbul – ö. 26 Temmuz 1968, İstanbul)
Türk ressam.
1930 kuşağının önde gelen temsilcilerindendir.Resimlerinde yerel konuları kübist bir anlayışla işleyen Tollu, D Grubu sanatçılarındandır.Eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde, Milli Kütüphane Koleksiyonu’nda ve daha birçok resmi ve özel koleksiyonda yer alır.
Yaşamı: 19 Nisan 1899 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.Beş çocuklu bir ailenin en büyük evladıydı.Babası mühendis Sait Bey, annesi Hayriyet Hanım’dır.Çocukluk yıllarının babasının işi nedeniyle Şam ve Diyarbakır’da geçirdi.Hicaz Demiryolları’nda çırak olarak çalıştı.İlk resim derslerini bu yıllarda emekli bir kolağasından aldı.1919’da İstanbul’a döndü.Sanatçı,İstanbul’a dönüşünde Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi)’ ne kayıt yaptırdı ancak İstanbul’un düşman işgaline uğraması üzerine okuluna ara vermek zorunda kalarak Ankara’ da Zabit Namzetleri Talimgahına katıldı.Burada aldığı askeri eğitimden sonra 1921’de süvari teğmen rütbesiyle Konya’ daki süvari alayına gönderildi.1923 yılında ordudan terhis oldu ve 1923-1925 arasında Edirne’de vagon tamircisi olarak çalıştı.Kurtuluş Savaşı’nın sonuçlanmasının ardından 1926′ da İstanbul’a döndü ve eğitimine kaldığı yerden devam etti. Ortaokul resim öğretmeni olarak okulunu tamamlayan Cemal Sait, 1929’a kadar Elazığ ve Erzincan’da öğretmenlik yaptıktan sonra sanatını geliştirmek için ailesinin desteğiyle Münih ve Paris’e gitti.1931-1932 arasında bir yılını geçirdiği Avrupa’da Andre Lhote, Hans Hoffmann, Fernand Leger ve Marcel Gromaire gibi ünlü sanatçıların yanında çalıştı. Paris’te iken Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin dördüncü sergisine, bir kadın portresiyle katıldı.
Paris dönüşünde Erzincan Askeri Ortaokulu’na öğretmen olarak atanan sanatçı, bu görevi 1935’e kadar sürdürdü.Cemal Sait, Türkiye’ye döndükten sonra ilk sergisini 1932’de Elazığ’da açtı.
1933’te D Grubu kurucuları arasında bulundu.Grup, ilk sergisini Tollu’nun akrabası olan Beyoğlu Kaymakamı’nın ayarladğı mekanda Narmanlı Han’daki Mimoza Şapka Mağazası’nda açtı. Cemal Tollu, grubun bütün yurtiçi ve yurtdışı sergilerine katıldı.
1935’te Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ nde (eski adı: Ankara Arkeoloji Müzesi) yöneticilik yaptı. Bu dönemde Hitit kabartmalarının kunt formlarından etkilendi.1937 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ne Leopold Levy’nin asistanı olarak atandı ve İstanbul’a gitti.Aynı yıl evlendi. Akademide mitoloji öğretmenliği ve resim bölümü şefi olarak çalıştı.Akademide öğrenci iken kendisine Ahmet Haşim tarafından aşılanan mitoloji ilgisi, onu 1957’de “Mitoloji” adlı bir kitap yayınlamaya kadar götürdü.
1938’den itibaren CHP tarafından düzenlenen ‘Yurt Gezileri’ kapsamında, Antalya ve Burdur yörelerinde çalışmış olmasının etkisiyle manzara resimlerine yöneldi.1939 yılında ikinci kez Paris’e gitti ve Paris görünümleri çizdi.O yıllarda düzenlenmeye başlanan Devlet Resim Heykel Sergilerine de katıldı.II.Devlet Resim Heykel Sergisi’nde “Kompozisyon” adlı çalışmasıyla ikincilik ödülü, 21. Devlet Resim Heykel Sergisi’nde ise “Hasat” adlı yapıtıyla resim birincilik ödülünü aldı.1954 yılında Yapı Kredi Bankası’nın 10. Kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlediği “İstihsal” konulu resim yarışmasında altıncılık ödülü aldı.1937’de göreve başladığı akademide 1964’e kadar hocalık ve bölüm başkanlığı yaptı.1964 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ nden emekli oldu.
Ressamlığının yanı sıra heykel sanatçısıydı ancak bu alanda birkaç büst dışında eser vermedi. Ne var ki heykel sanatına duyduðu ilgi resimlerini etkiledi, resim üslûbunun oluşmasında rol oynadı. Tollu, heykel etkisi bırakan “Ana ve Çocuk”, “Hatay’da Portakal Bahçesi”, “Ankara Keçileri ve Hasat” gibi tablolarında Anadolu’ya özgü konuları kübist-yapımcı bir tarzda işlemişti.
Yayınladığı yazılarıyla sanat yazarlığı da yapan Tollu, Yunan Mitolojisi (ders kitabı) ve Şeker Ahmet Paşa (monografi) kitaplarının yanında başta Yeni Sabah gazetesi başta olmak üzere değişik yayın organlarında sanat üzerine görüşlerini yazdı.
Sanatçının son yapıtları arasında “Pancar Tarlası” (1963, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi), “Tımar” (1964, Ahmet Tollu’ da), “Manisa Yangını” (1964, Seyman Erkılıç koll.), “Pamuk Toplayanlar I, II” (1964 – 65), “Pastırmacılar” (1965, Nevhız Pak koll.), “Köylüler ve Koyunlar” (1965, Akbank koll.), “Natürmortlu Bodrum” (1966, Ahmet Tollu’ da) adlı tabloları sayılabilir. Eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde, Milli Kütüphane Koleksiyonu’nda ve daha birçok resmi ve özel koleksiyonda yer alır.
Cemal Tollu, 26 Temmuz 1968 tarihinde İstanbul’da hayatını yitirdi.
Başlıca Eserleri:Kedili Çıplak (1929)
Siyah Elbiesli Kadın (1930)
Oturan Çıplak (1932)
Alfabe okuyan Köylüler (1933)
Bir Öğretmenin Portresi (1933)
Gri Gökyüzü (1937)
Tarlalar (1937)
Kışa Girerken (1938)
Tepedeki Kasaba (1938)
Savarona (1938)
Antalya’da Ağaçlı Bir Köşe (1938)
Ilgın Ağacı (1938)
İki Ağaç (1940)
Harman (1941)
Kır Kahvesi (1941)
Koza Satan köylüler (1943)
Kırmızı Elbiesli Çingene (1943)
Saçı Örgülü Kadın (1945)
Manisa’nın Kurtuluşu (1945)
Ürgüp’te Bağ Bozumu (1945)
Koza Hanı (1949)
Çanakkale Savaşı (1949)
Hatay’da Portakal Bahçesi (1953)
Çoban ve Tiftik Keçileri (1955)
Toprak Ana (1956)
Eti Fırtına Tanrısı (1956)
Mevleviler (1958)
Natürmontlu Bodrum (1960)
Pancar Tarlası (1963)
Timar (1964)
Manisa Yangini (1964)
Pamuk Toplayanlar I, II (1964-65)
Pastirmacilar (1965)
Koyluler ve Koyunlar (1965)
Naturmortlu Bodrum (1966)
Bulmaca

Eski Dilde Suda Yüzme

Eski Dilde Suda Yüzme nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Suda Yüzme” sorusuna cevap olarak “SİBAHAT” yanıtı verilebilir.
Bulmaca

Eski Dilde Su Yosunları

Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski Dilde Su Yosunları” sorusuna cevap olarak “ÜSNİYE” yanıtı verilebilir. Osmanlı döneminde botanik (ilm-i nebatat), tıp ve edebiyat gibi alanlarda doğaya ait unsurlar isimlendirilirken genellikle Arapça ve Farsça terimler tercih edilirdi. Su […]
GENEL

Eski dilde su nedir?

Eski dilde su nedir? Bulmacalarda da karşılaşabileceğiniz “Eski dilde su” sorusuna cevap olarak “MA” yanıtı verilebilir. Bu yanıta alternatif olarak “AB” de kullanılabilir.
GENEL

Kalın kafalı, anlayışsız ne demek?

Gabi, Kalın kafalı, Anlayışsız, Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ). Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir. Bön, ahmak. Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön. Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden, […]
GENEL

Karanlık nedir?

Tariki, Karanlık, Zalam, Muzlim, Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ). Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ). Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ).  Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan. Işık olmama durumu. Işıksız, Karanlık olmak, Karanlıkta bırakmak Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, […]
Fotoğraf yok
GENEL

Yararlanılan uygun koşul…

Olanak,İmkan,Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.Yararlanılan uygun koşul.Olma ihtimali olan.Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.Eski Türkçe,  imkan, İngilizce, possibility, Fransızca, possibilité, Almanca, Möglichkeit, Latince, possibilitas, potentiaOlabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. Belli […]
Fotoğraf yok
GENEL

Şaka ne demek?

Horata,Rumca şaka,Şaka,Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.Güldürücü oyunlar.Eğlence.Dedikodu.Sohbet toplantısı.Laf, söz, sohbet.Gülüşme.Karşılıklı görüşme.Çekiştimek,ŞakacıktanAlay, şaka, latife, eğlence.
Fotoğraf yok
GENEL

Gaziantep kentinde bir dere…

Alleben,Gaziantep kentinde bir dere.Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. Diğer akarsuları şunlardır;Karasu,Bozatlı (Merzimen) Deresi,Nizip Çayı,Alleben Deresi,Karaçay,Balık Suyu,Sacır Suyu, Afrin Çayı, Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. Gaziantep […]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın